Google fragen

Sie suchten nach: bulunabilecekleri (Türkisch - Englisch)

Menschliche Beiträge

Von professionellen Übersetzern, Unternehmen, Websites und kostenlos verfügbaren Übersetzungsdatenbanken.

Übersetzung hinzufügen

Türkisch

Englisch

Info

Türkisch

İnsanlar bütün gün boyunca ya da her tür durumda gerçekten iletişimde bulunabilecekleri bu harika olasılığı benimsediler.

Englisch

People have taken this amazing possibility of actually being in contact all through the day or in all types of situations.

Letzte Aktualisierung: 2015-10-13
Nutzungshäufigkeit: 1
Qualität:

Türkisch

Obradovic: Yerel seviyede demokratikleşmeye katkıda bulunabilecekleri ve bulundukları için, yerel ve bölgedel medyanın rolü büyük.

Englisch

Obradovic: The role of local and regional media is big, since they are in the position to give, and they do give, a great contribution to democratisation on the local level.

Letzte Aktualisierung: 2016-01-20
Nutzungshäufigkeit: 1
Qualität:

Türkisch

Uluslararası kuruluşların sınırları dahilinde bir ittifakın üyelerinin, diğer bir müttefiklerinin korunmasına nasıl etkin bir şekilde katkıda bulunabilecekleri konusu açıktır.

Englisch

Within the borders of international organisations, there is discussion about how the members of an alliance can contribute in an effective manner to the preservation of an ally.

Letzte Aktualisierung: 2016-01-20
Nutzungshäufigkeit: 1
Qualität:

Türkisch

UAD, BM, üye ülkeleri ve Kosova'nın birbirlerinin savlarına ilişkin bulunabilecekleri yorumları sunmaları için 17 Temmuz'a kadar süre verdi.

Englisch

The ICJ set July 17th as the deadline by which the UN, its member states and Kosovo should file any comments they had on each others' submissions.

Letzte Aktualisierung: 2016-01-20
Nutzungshäufigkeit: 1
Qualität:

Türkisch

Cumhurbaşkanı Fatmir Seydiu, kararın "Kosova'yı henüz tanımamış olan ülkelerin içinde bulunabilecekleri bütün ikilemleri sonunda ortadan kaldırdığını" söyledi.

Englisch

President Fatmir Sejdiu said the ruling "finally removes all the dilemmas that countries which have not recognised Kosovo yet might have had".

Letzte Aktualisierung: 2016-01-20
Nutzungshäufigkeit: 1
Qualität:

Warnung: Enthält unsichtbare HTML-Formatierung

Türkisch

Dr. Willard bu denizcinin günlüğünü takip ederek diğer üç taşında bulunabileceğini Lara'ya anlatır.

Englisch

Dr. Willard has been able to track the artefacts by using the diary of one of the sailors.

Letzte Aktualisierung: 2016-03-03
Nutzungshäufigkeit: 1
Qualität:

Türkisch

BM savaş suçları mahkemesi hakkında daha fazla bilgi ve kaynak artık İnternet'te bulunabilecek.

Englisch

More information and resources about the UN war crimes tribunal are now available via the web.

Letzte Aktualisierung: 2016-01-20
Nutzungshäufigkeit: 1
Qualität:

Türkisch

Sırp özel polis kuvvetleri, Mladiç'in bulunabileceği gizli yerleri aradılar

Englisch

Serb special police forces search possible Mladic hideouts

Letzte Aktualisierung: 2016-01-20
Nutzungshäufigkeit: 1
Qualität:

Türkisch

Tüzmen, mahkemenin partiyi kapatmak yerine devletin demokratik ve laik karakteriyle ilgili sert bir uyarıda bulunabileceğini öne sürdü.

Englisch

He suggests that the court send a strong warning to the party to respect the democratic and secular character of the state, rather than closing it down.

Letzte Aktualisierung: 2016-01-20
Nutzungshäufigkeit: 1
Qualität:

Türkisch

Yeni bir anlaşma uyarınca, Makedon bilim insanları Avusturyalı meslektaşlarıyla birlikte yapacakları ortak projeler için AB'den fon talebinde bulunabilecekler.

Englisch

Under a new agreement, Macedonian scientists will be able to seek EU funding for joint projects with colleagues from Austria.

Letzte Aktualisierung: 2016-01-20
Nutzungshäufigkeit: 1
Qualität:

Türkisch

Ve Makedonya, barışçı bir Güneydoğu Avrupa ülkesi olarak, bölgedeki barış, istikrar ve ekonomik kalkınmaya gerçekten katkıda bulunabileceğini kanıtlamıştır."

Englisch

And Macedonia has proven that, as a peaceful nation in Southeastern Europe, it could really contribute to the peace, stability and economic development in the region."

Letzte Aktualisierung: 2016-01-20
Nutzungshäufigkeit: 1
Qualität:

Warnung: Enthält unsichtbare HTML-Formatierung

Türkisch

Bu sayede söz konusu ülkeler, müktesebat çerçevesinde kendi aralarında ve AB üyeleri ile elektrik ve gaz alışverişinde bulunabilecek.

Englisch

In effect, countries will be able to trade electricity and gas with each other and with any EU member state under the rules of the acquis communautaire.

Letzte Aktualisierung: 2016-01-20
Nutzungshäufigkeit: 1
Qualität:

Türkisch

Bu sayede söz konusu ülkeler, müktesebat çerçevesinde kendi aralarında ve AB üyeleri ile elektrik ve gaz alışverişinde bulunabilecek.

Englisch

In practical terms, this means that countries will be able to trade electricity and gas with each other and with any EU member states under the rules of the acquis communautaire.

Letzte Aktualisierung: 2016-01-20
Nutzungshäufigkeit: 1
Qualität:

Türkisch

Eksiklik ve fazlalıkların, birbirinden oldukça farklı işsizlik oranlarında birarada bulunabileceği, dikkate alınması gereken bir nokta.

Englisch

It is noteworthy that surpluses and shortages can co-exist at largely different rates of unemployment.

Letzte Aktualisierung: 2016-01-20
Nutzungshäufigkeit: 1
Qualität:

Türkisch

Ve doğru siyasi mesajlar vererek ülkelerimiz arasında daha güçlü bir ilişkiye katkıda bulunabileceğimize inanıyoruz." dedi.

Englisch

And we believe we can contribute to a stronger relationship between our countries, with proper political messages," Tadic said in Ankara.

Letzte Aktualisierung: 2016-01-20
Nutzungshäufigkeit: 1
Qualität:

Warnung: Enthält unsichtbare HTML-Formatierung

Türkisch

Başbakan, mülkiyet sorunları varsa şahısların Strazburg'daki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne itirazda bulunabileceklerini de belirtti.

Englisch

He notes that if there are property issues, individuals can appeal to the European Court for Human Rights in Strasbourg.

Letzte Aktualisierung: 2016-01-20
Nutzungshäufigkeit: 1
Qualität:

Türkisch

Sendikalar ise bu savları reddederek, ulaştırma bakanlığı borçlarını düzgün şekilde tahsil edebilse para bulunabileceğini söylediler.

Englisch

The unions have rejected those arguments, saying that the money would be available if the transportation ministry properly collected its debts.

Letzte Aktualisierung: 2016-01-20
Nutzungshäufigkeit: 1
Qualität:

Türkisch

Üç ülke artık FP7 projelerine katılarak bilim ve araştırma için on başvurusunda bulunabilecek.

Englisch

The three countries can now participate in FP7 projects and apply for financing for science and research.

Letzte Aktualisierung: 2016-01-20
Nutzungshäufigkeit: 1
Qualität:

Türkisch

Resmi istatistikler, bölgede 1,8 milyar varil petrol rezervi bulunabileceğini tahmin ediyor.

Englisch

Official statistics forecast that 1.8 billion barrels of oil reserves can be found.

Letzte Aktualisierung: 2016-01-20
Nutzungshäufigkeit: 1
Qualität:

Türkisch

Arnavutluk terörist faaliyetlerle ilgisi bulunabilecek çok sayıda Müslüman yardım kuruluşu ve finans kurumunu kapattı.

Englisch

Albania has closed down several Muslim charities and financial institutions that may have been linked to terrorist activity.

Letzte Aktualisierung: 2016-01-20
Nutzungshäufigkeit: 1
Qualität:

Eine bessere Übersetzung mit
4,401,923,520 menschlichen Beiträgen

Benutzer bitten jetzt um Hilfe:



Wir verwenden Cookies zur Verbesserung Ihrer Erfahrung. Wenn Sie den Besuch dieser Website fortsetzen, erklären Sie sich mit der Verwendung von Cookies einverstanden. Erfahren Sie mehr. OK