Ask Google

Results for kuzum translation from Turkish to French

Human contributions

From professional translators, enterprises, web pages and freely available translation repositories.

Add a translation

Turkish

French

Info

Turkish

Kuzu

French

Ovis

Last Update: 2013-08-20
Usage Frequency: 2
Quality:

Reference: Wikipedia

Turkish

Kuzu eti

French

Viande d'agneau

Last Update: 2013-03-11
Usage Frequency: 1
Quality:

Reference: Wikipedia

Turkish

Sonra Kuzunun yedi mühürden birini açtığını gördüm. O anda dört yaratıktan birinin, gök gürültüsüne benzer bir sesle, ‹‹Gel!›› dediğini işittim.

French

Je regardai, quand l`agneau ouvrit un des sept sceaux, et j`entendis l`un des quatre êtres vivants qui disait comme d`une voix de tonnerre: Viens.

Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:

Reference: Wikipedia

Turkish

Melek bana Tanrının ve Kuzunun tahtından çıkan billur gibi berrak yaşam suyu ırmağını gösterdi.

French

Et il me montra un fleuve d`eau de la vie, limpide comme du cristal, qui sortait du trône de Dieu et de l`agneau.

Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:

Reference: Wikipedia

Turkish

Kuzu dördüncü mührü açınca, ‹‹Gel!›› diyen dördüncü yaratığın sesini işittim.

French

Quand il ouvrit le quatrième sceau, j`entendis la voix du quatrième être vivant qui disait: Viens.

Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:

Reference: Wikipedia

Turkish

Çünkü tahtın ortasında olan Kuzu onları güdecek Ve yaşam sularının pınarlarına götürecek. Tanrı gözlerinden bütün yaşları silecek.››

French

Car l`agneau qui est au milieu du trône les paîtra et les conduira aux sources des eaux de la vie, et Dieu essuiera toute larme de leurs yeux.

Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:

Reference: Wikipedia

Turkish

Aydınlanmak için kentin güneş ya da aya gereksinimi yoktur. Çünkü Tanrının görkemi onu aydınlatıyor. Kuzu da onun çırasıdır.

French

La ville n`a besoin ni du soleil ni de la lune pour l`éclairer; car la gloire de Dieu l`éclaire, et l`agneau est son flambeau.

Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:

Reference: Wikipedia

Turkish

Kardeşlerimiz Kuzunun kanıyla Ve ettikleri tanıklık bildirisiyle Onu yendiler. Ölümü göze alacak kadar Vazgeçmişlerdi can sevgisinden.

French

Ils l`ont vaincu à cause du sang de l`agneau et à cause de la parole de leur témoignage, et ils n`ont pas aimé leur vie jusqu`à craindre la mort.

Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:

Reference: Wikipedia

Turkish

Kutsal Yazılardan okuduğu bölüm şuydu: ‹‹Koyun gibi kesime götürüldü; Kırkıcının önünde kuzu nasıl ses çıkarmazsa, O da öylece ağzını açmadı.

French

Le passage de l`Écriture qu`il lisait était celui-ci: Il a été mené comme une brebis à la boucherie; Et, comme un agneau muet devant celui qui le tond, Il n`a point ouvert la bouche.

Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:

Reference: Wikipedia

Turkish

Kuzu gelip tahtta oturanın sağ elinden tomarı aldı.

French

Il vint, et il prit le livre de la main droite de celui qui était assis sur le trône.

Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:

Reference: Wikipedia

Turkish

Sonra melek bana, ‹‹Yaz!›› dedi. ‹‹Ne mutlu Kuzunun düğün şölenine çağrılmış olanlara!›› Ardından ekledi: ‹‹Bunlar gerçek sözlerdir, Tanrının sözleridir.››

French

Et l`ange me dit: Écris: Heureux ceux qui sont appelés au festin des noces de l`agneau! Et il me dit: Ces paroles sont les véritables paroles de Dieu.

Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:

Reference: Wikipedia

Turkish

Artık hiçbir lanet kalmayacak. Tanrının ve Kuzunun tahtı kentin içinde olacak, kulları Ona tapınacak.

French

Il n`y aura plus d`anathème. Le trône de Dieu et de l`agneau sera dans la ville; ses serviteurs le serviront et verront sa face,

Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:

Reference: Wikipedia

Turkish

Kenti çevreleyen surların on iki temel taşı bulunuyordu. Bunların üzerinde Kuzunun on iki elçisinin adları yazılıydı.

French

La muraille de la ville avait douze fondements, et sur eux les douze noms des douze apôtres de l`agneau.

Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:

Reference: Wikipedia

Turkish

Yüksek sesle şöyle diyorlardı: ‹‹Boğazlanmış Kuzu Gücü, zenginliği, bilgeliği, kudreti, Saygıyı, yüceliği, övgüyü Almaya layıktır.››

French

Ils disaient d`une voix forte: L`agneau qui a été immolé est digne de recevoir la puissance, la richesse, la sagesse, la force, l`honneur, la gloire, et la louange.

Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:

Reference: Wikipedia

Turkish

Kuzu beşinci mührü açınca, sunağın altında, Tanrının sözü ve sürdürdükleri tanıklık nedeniyle öldürülenlerin canlarını gördüm.

French

Quand il ouvrit le cinquième sceau, je vis sous l`autel les âmes de ceux qui avaient été immolés à cause de la parole de Dieu et à cause du témoignage qu`ils avaient rendu.

Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:

Reference: Wikipedia

Turkish

Kentte tapınak görmedim. Çünkü Her Şeye Gücü Yeten Rab Tanrı ve Kuzu, kentin tapınağıdır.

French

Je ne vis point de temple dans la ville; car le Seigneur Dieu tout puissant est son temple, ainsi que l`agneau.

Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:

Reference: Wikipedia

Turkish

Kuzu yedinci mührü açınca, gökte yarım saat kadar sessizlik oldu.

French

Quand il ouvrit le septième sceau, il y eut dans le ciel un silence d`environ une demi-heure.

Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:

Reference: Wikipedia

Turkish

Kuzu üçüncü mührü açınca, üçüncü yaratığın ‹‹Gel!›› dediğini işittim. Bakınca siyah bir at gördüm. Binicisinin elinde bir terazi vardı.

French

Quand il ouvrit le troisième sceau, j`entendis le troisième être vivant qui disait: Viens. Je regardai, et voici, parut un cheval noir. Celui qui le montait tenait une balance dans sa main.

Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:

Reference: Wikipedia

Turkish

Yeryüzünde yaşayan ve dünya kurulalı beri boğazlanmış Kuzunun yaşam kitabına adı yazılmamış olan herkes ona tapacak.

French

Et tous les habitants de la terre l`adoreront, ceux dont le nom n`a pas été écrit dès la fondation du monde dans le livre de vie de l`agneau qui a été immolé.

Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:

Reference: Wikipedia

Turkish

Sonra Kuzunun Siyon Dağında durduğunu gördüm. Onunla birlikte 144 000 kişi vardı. Alınlarında kendisinin ve Babasının adları yazılıydı.

French

Je regardai, et voici, l`agneau se tenait sur la montagne de Sion, et avec lui cent quarante-quatre mille personnes, qui avaient son nom et le nom de son Père écrits sur leurs fronts.

Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:

Reference: Wikipedia

Get a better translation with
4,401,923,520 human contributions

Users are now asking for help:



We use cookies to enhance your experience. By continuing to visit this site you agree to our use of cookies. Learn more. OK