Ask Google

Results for yanıbaşınızda translation from Turkish to French

Human contributions

From professional translators, enterprises, web pages and freely available translation repositories.

Add a translation

Turkish

French

Info

Turkish

‹‹Her gün tapınakta, yanıbaşınızda öğretiyordum, beni tutuklamadınız. Ama bu, Kutsal Yazılar yerine gelsin diye oldu.››

French

J`étais tous les jours parmi vous, enseignant dans le temple, et vous ne m`avez pas saisi. Mais c`est afin que les Écritures soient accomplies.

Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:

Turkish

(Süleyman) onu (melikenin tahtını) yanıbaşına yerleşmiş olarak görünce: Bu, dedi, şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınamak üzere Rabbimin (gösterdiği) lütfundandır.

French

Quand ensuite, Salomon a vu le trône installé auprès de lui, il dit: «Cela est de la grâce de mon Seigneur, pour m'éprouver si je suis reconnaissant ou si je suis ingrat.

Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:

Turkish

Onların durumuna vakıf olanlar ise: "Bizler, kesinlikle onların yanıbaşlarına bir mescit yapacağız" dediler.

French

Mais ceux qui l'emportèrent [dans la discussion] dirent: «Elevons sur eux un sanctuaire».

Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:

Warning: Contains invisible HTML formatting

Turkish

Onu yanıbaşlarında buldukları zaman inkâr edenlerin kederden yüzleri mosmor kesilir.

French

Puis, quand ils verront (le châtiment) de près, les visages de ceux qui ont mécru seront affligés.

Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:

Turkish

(Süleyman) onu (Melike'nin tahtını) yanıbaşına yerleşivermiş görünce, "Bu, dedi, şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınamak üzere Rabbimin (gösterdiği) lütfundandır.

French

Quand ensuite, Salomon a vu le trône installé auprès de lui, il dit: «Cela est de la grâce de mon Seigneur, pour m'éprouver si je suis reconnaissant ou si je suis ingrat.

Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:

Warning: Contains invisible HTML formatting

Turkish

Küfredenlere gelince, onların amelleri, ıssız çöllerdeki serap gibidir ki, susayan onu su zanneder, nihayet ona vardığında orada herhangi bir şey bulamamış, üstelik yanıbaşında da (inanmadığı, kendisinden sakınmadığı) Allah'ı bulmuştur.

French

Quant à ceux qui ont mécru, leurs actions sont comme un mirage dans une plaine désertique que l'assoiffé prend pour de l'eau.

Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:

Turkish

Ama nezdinde, kitaptan ilim olan bir zat da: “Ben, sen gözünü açıp kapamadan onu getirebilirim” derdemez,Süleyman, Kraliçenin tahtının yanıbaşında durduğunu görünce:“Bu, Rabbimin lütuflarındandır. Bu şükür mü edeceğim, yoksa nankörlerden mi olacağım? diye beni sınamak içindir.

French

Quelqu'un qui avait une connaissance du Livre dit: «Je te l'apporterai avant que tu n'aies cligné de l'œil». Quand ensuite, Salomon a vu le trône installé auprès de lui, il dit: «Cela est de la grâce de mon Seigneur, pour m'éprouver si je suis reconnaissant ou si je suis ingrat.

Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:

Turkish

İnkar edenlere gelince, onların amelleri, ıssız çöllerdeki serap gibidir ki susayan onu su zanneder; nihayet ona vardığında orada herhangi bir şey bulamamış, üstelik yanıbaşında da (inanmadığı, kendisinden sakınmadığı) Allah'ı bulmuştur; Allah ise, onun hesabını tastamam görmüştür. Allah hesabı çok çabuk görür.

French

Quant à ceux qui ont mécru, leurs actions sont comme un mirage dans une plaine désertique que l'assoiffé prend pour de l'eau. Puis quand il y arrive, il s'aperçoit que ce n'était rien; mais y trouve Allah qui lui règle son compte en entier, car Allah est prompt à compter.

Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:

Turkish

Eğer dağları yürütecek, yeri param parça edecek, ölüleri bile konuşturacak bir kitap olsaydı, işte o, bu Kur'ân olurdu!Bu müminler hâlâ öğrenmediler mi ki Allah dileseydi bütün insanları hidâyet eder, doğru yola koyardı.O kâfirlerin kendi yaptıkları işler sebebiyle başlarına durmadan bela inecek veya ülkelerinin hemen yanıbaşına düşecek ve bu hal Allah’ın vaad ettiği kıyamet gelinceye dek sürecek.

French

S'il y avait un Coran à mettre les montagnes en marche, à fendre la terre ou à faire parler les morts (ce serait celui-ci). C'est plutôt à Allah le commandement tout entier.

Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:

Turkish

‹‹Kardeşler, size açıkça söyleyebilirim ki, büyük atamız Davut öldü, gömüldü, mezarı da bugüne dek yanıbaşımızda duruyor.

French

Hommes frères, qu`il me soit permis de vous dire librement, au sujet du patriarche David, qu`il est mort, qu`il a été enseveli, et que son sépulcre existe encore aujourd`hui parmi nous.

Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:

Turkish

Karanlık günün yanıbaşında olduğunu bilir.

French

Il court çà et là pour chercher du pain, Il sait que le jour des ténèbres l`attend.

Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:

Turkish

İlyas çevresine bakınca yanıbaşında, kızgın taşların üstünde bir pideyle bir testi su gördü. Yiyip içtikten sonra yine uzandı.

French

Il regarda, et il y avait à son chevet un gâteau cuit sur des pierres chauffées et une cruche d`eau. Il mangea et but, puis se recoucha.

Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:

Turkish

RAB yanıbaşında durup, ‹‹Atan İbrahimin, İshakın Tanrısı RAB benim›› dedi, ‹‹Üzerinde yattığın toprakları sana ve soyuna vereceğim.

French

Et voici, l`Éternel se tenait au-dessus d`elle; et il dit: Je suis l`Éternel, le Dieu d`Abraham, ton père, et le Dieu d`Isaac. La terre sur laquelle tu es couché, je la donnerai à toi et à ta postérité.

Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:

Turkish

Balak, Beor oğlu Balamı çağırmak için ulaklar gönderdi. Balam Fırat Irmağı kıyısında, Amav ülkesindeki Petorda yaşıyordu. Balak şöyle dedi: ‹‹Mısırdan çıkıp yeryüzünü kaplayan bir halk yanıbaşıma yerleşti.

French

Il envoya des messagers auprès de Balaam, fils de Beor, à Pethor sur le fleuve, dans le pays des fils de son peuple, afin de l`appeler et de lui dire: Voici, un peuple est sorti d`Égypte, il couvre la surface de la terre, et il habite vis-à-vis de moi.

Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:

Turkish

Kırda bir kuyu gördü. Kuyunun yanıbaşında üç davar sürüsü yatıyordu. Sürülere o kuyudan su verilirdi. Kuyunun ağzında büyük bir taş vardı.

French

Il regarda. Et voici, il y avait un puits dans les champs; et voici, il y avait à côté trois troupeaux de brebis qui se reposaient, car c`était à ce puits qu`on abreuvait les troupeaux. Et la pierre sur l`ouverture du puits était grande.

Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:

Get a better translation with
4,401,923,520 human contributions

Users are now asking for help:



We use cookies to enhance your experience. By continuing to visit this site you agree to our use of cookies. Learn more. OK