A partir de tradutores profissionais, empresas, páginas da web e repositórios de traduções disponíveis gratuitamente
cancer patients often have to deal with debilitating bouts of nausea.
kanser hastaları sıklıkla bulantı nöbetlerini azaltmakla uğraşmak zorundadır.
Última atualização: 2014-02-01
Frequência de uso: 1
Qualidade:
he is in a medical facility as a result of a debilitating hunger strike.
sanık, aÄır bir açlık grevi sonucunda hastanede bulunuyor.
Última atualização: 2012-04-07
Frequência de uso: 1
Qualidade:
but eventually it stops working, and diabetes leads to a predictable onset of debilitating disease.
ama en sonunda işe yaramayı kesiyor, diyabet hastaları da vücudu zayıflatan hastalıkların başlangıcına doğru ilerliyorlar.
Última atualização: 2015-10-13
Frequência de uso: 1
Qualidade:
41 people who were basically outside of being really sick, paying for the one retiree who was experiencing debilitating disease.
gerçekten çok hasta olmayıp çalışan 41 kişi hasta olan bir emekliye para ödüyordu.
Última atualização: 2015-10-13
Frequência de uso: 1
Qualidade:
the problem is that the men under his care are suffering from an excruciating and debilitating condition that archie doesn't really understand.
sorun şu, bakımını üstlendiği adamlar archie'nin gerçekten anlamadığı dayanılmaz ve elden ayaktan düşüren bir durumdan dolayı acı çekiyorlar.
Última atualização: 2015-10-13
Frequência de uso: 1
Qualidade:
the adverse case that causes participants to be hospitalized or extends the length of hospital stay or is debilitating, leading death or life threatening is congenital abnormalcy or neoplasm formation.
Ölüme yol açan ya da yaşamı tehdit eden, sakat bırakan ya da katılımcının hastaneye yatırılmasına ya da hastanede yatma süresinin uzamasına yol açan bir ters olay, konjenital anomali ya da neoplazm oluşması halidir.
Última atualização: 2019-07-01
Frequência de uso: 1
Qualidade:
although dodgson's stammer troubled him, it was never so debilitating that it prevented him from applying his other personal qualities to do well in society.
dodgson'un kekemeliği her ne kadar onu rahatsız etse de, diğer kişisel özelliklerini kullanarak toplum içerisinde bir yer almasına engel olmamıştır.
Última atualização: 2016-03-03
Frequência de uso: 1
Qualidade:
i'm telling you this story because archie cochrane, all his life, fought against a terrible affliction, and he realized it was debilitating to individuals and it was corrosive to societies.
siz bu hikayeyi anlatıyorum çünkü archie cochrane, tüm yaşamı boyunca, korkunç bir dertle savaştı. ve bunun insanları zayıf düşürdüğünü fark etti ve toplumları yıprattığını.
Última atualização: 2015-10-13
Frequência de uso: 1
Qualidade:
according to a report presented at the event, nato is determined to help set the balkan region on the road to stability and prosperity, and to assist the countries in the region as they cope with problems such as organised crime, drug smuggling and other debilitating activities.
toplantıda sunulan bir rapora göre nato, balkanlar'ı istikrar ve refah sürecinde desteklemeye ve organize suç, uyuşturucu kaçakçılığı ve diğer zayıf düşürücü faaliyetler gibi sorunlarla mücadele konusunda bölge ülkelerine yardımcı olmaya kararlı.
Última atualização: 2016-01-20
Frequência de uso: 1
Qualidade:
in conclusion, the report stated, nato plans to help set the balkan region on the road to stability and prosperity, and to assist the countries in the region as they cope with problems such as organised crime, drug smuggling and other debilitating activities.
sonuç olarak rapor, nato'nun balkanlar'ı istikrar ve refah sürecinde destekleyeceğini ve organize suç, uyuşturucu kaçakçılığı ve diğer zayıf düşürücü faaliyetler gibi sorunlarla mücadele konusunda bölge ülkelerine yardımcı olacağını dile getiriyor.
Última atualização: 2016-01-20
Frequência de uso: 1
Qualidade:
and what i want to lay out for you today is a different way of thinking about how to treat debilitating disease, why it's important, why without it perhaps our health care system will melt down if you think it already hasn't, and where we are clinically today, and where we might go tomorrow, and what some of the hurdles are.
bugün sizlere göstermek istediğimse bu hastalıkları iyileştirmede farklı bir düşünce tarzı, neden önemli olduğu, neden onsuz belkide sağlık sistemimizin eriyip gideceği. tabii zaten öyle olduğunu düşünmüyorsanız. klinik yönden bugün nerede olduğumuz,yarın nereye gidebileceğimiz, sorunlardan bazıları.
Última atualização: 2015-10-13
Frequência de uso: 1
Qualidade: