Fråga Google

You searched for: nöbetçiler (Turkiska - Franska)

Mänskliga bidrag

Från professionella översättare, företag, webbsidor och fritt tillgängliga översättningsdatabaser.

Lägg till en översättning

Turkiska

Franska

Info

Turkiska

Nöbetçiler korkudan titremeye başladılar, sonra ölü gibi yere yıkıldılar.

Franska

Les gardes tremblèrent de peur, et devinrent comme morts.

Senast uppdaterad: 2012-05-05
Användningsfrekvens: 1
Kvalitet:

Turkiska

Ama biz Tanrımıza dua ettik ve gece gündüz onları gözetlesinler diye nöbetçiler diktik.

Franska

Nous priâmes notre Dieu, et nous établîmes une garde jour et nuit pour nous défendre contre leurs attaques.

Senast uppdaterad: 2012-05-05
Användningsfrekvens: 1
Kvalitet:

Turkiska

Nöbetçiler dört yanda -doğuda, batıda, kuzeyde ve güneyde- nöbet tutardı.

Franska

Il y avait des portiers aux quatre vents, à l`orient, à l`occident, au nord et au midi.

Senast uppdaterad: 2012-05-05
Användningsfrekvens: 1
Kvalitet:

Turkiska

Ayrıca dinsel açıdan herhangi bir nedenle kirli birinin içeri girmemesi için RABbin Tapınağının kapılarına da nöbetçiler yerleştirdi.

Franska

Il plaça les portiers aux portes de la maison de l`Éternel, afin qu`il n`entrât aucune personne souillée de quelque manière que ce fût.

Senast uppdaterad: 2012-05-05
Användningsfrekvens: 1
Kvalitet:

Turkiska

Hava soğuk olduğu için köleler ve nöbetçiler yaktıkları kömür ateşinin çevresinde durmuş ısınıyorlardı. Petrus da onlarla birlikte ayakta ısınıyordu.

Franska

Les serviteurs et les huissiers, qui étaient là, avaient allumé un brasier, car il faisait froid, et ils se chauffaient. Pierre se tenait avec eux, et se chauffait.

Senast uppdaterad: 2012-05-05
Användningsfrekvens: 1
Kvalitet:

Turkiska

Ne ben, ne kardeşlerim, ne adamlarım, ne de yanımdaki nöbetçiler, giysilerimizi çıkarmadık. Herkes suya bile silahıyla gitti.

Franska

Et nous ne quittions point nos vêtements, ni moi, ni mes frères, ni mes serviteurs, ni les hommes de garde qui me suivaient; chacun n`avait que ses armes et de l`eau.

Senast uppdaterad: 2012-05-05
Användningsfrekvens: 1
Kvalitet:

Turkiska

Petrus, Hirodesin kendisini yargılayacağı günden önceki gece, çift zincirle bağlı olarak iki askerin arasında uyuyordu. Kapıda duran nöbetçiler de zindanın güvenliğini sağlıyordu.

Franska

La nuit qui précéda le jour où Hérode allait le faire comparaître, Pierre, lié de deux chaînes, dormait entre deux soldats; et des sentinelles devant la porte gardaient la prison.

Senast uppdaterad: 2012-05-05
Användningsfrekvens: 1
Kvalitet:

Turkiska

Ülke halkı gidip Baalın tapınağını yıktı. Sunaklarını, putlarını parçaladılar; Baalın Kâhini Mattanı da sunakların önünde öldürdüler. Kâhin Yehoyada RABbin Tapınağına nöbetçiler yerleştirdi.

Franska

Tout le peuple du pays entra dans la maison de Baal, et ils la démolirent; ils brisèrent entièrement ses autels et ses images, et ils tuèrent devant les autels Matthan, prêtre de Baal. Le sacrificateur Jehojada mit des surveillants dans la maison de l`Éternel.

Senast uppdaterad: 2012-05-05
Användningsfrekvens: 1
Kvalitet:

Turkiska

Bazıları Onun üzerine tükürmeye, gözlerini bağlayarak Onu yumruklamaya başladılar. ‹‹Haydi, peygamberliğini göster!›› diyorlardı. Nöbetçiler de Onu aralarına alıp tokatladılar.

Franska

Et quelques-uns se mirent à cracher sur lui, à lui voiler le visage et à le frapper à coups de poing, en lui disant: Devine! Et les serviteurs le reçurent en lui donnant des soufflets.

Senast uppdaterad: 2012-05-05
Användningsfrekvens: 1
Kvalitet:

Turkiska

Nöbetçi: "Siz böyle kalacaksınız" der.

Franska

Il dira: «En vérité, vous êtes pour y demeurer [éternellement]»!

Senast uppdaterad: 2014-07-03
Användningsfrekvens: 1
Kvalitet:

Varning: Innehåller osynlig HTML-formatering

Turkiska

Cehennemde şöyle seslenilir: "Ey Nöbetçi!

Franska

et ils crieront: «O Mâlik!

Senast uppdaterad: 2014-07-03
Användningsfrekvens: 1
Kvalitet:

Varning: Innehåller osynlig HTML-formatering

Turkiska

Birinci ve ikinci nöbetçiyi geçerek kente açılan demir kapıya geldiler. Kapı, önlerinde kendiliğinden açıldı. Dışarı çıkıp bir sokak boyunca yürüdüler, sonra melek ansızın Petrusun yanından ayrıldı.

Franska

Lorsqu`ils eurent passé la première garde, puis la seconde, ils arrivèrent à la porte de fer qui mène à la ville, et qui s`ouvrit d`elle-même devant eux; ils sortirent, et s`avancèrent dans une rue. Aussitôt l`ange quitta Pierre.

Senast uppdaterad: 2012-05-05
Användningsfrekvens: 1
Kvalitet:

Turkiska

Hirodes onu arattı, bulamayınca da nöbetçileri sorguya çekti ve idam edilmeleri için buyruk verdi. Bundan sonra Hirodes, Yahudiyeden Sezariyeye gidip bir süre orada kaldı.

Franska

Hérode, s`étant mis à sa recherche et ne l`ayant pas trouvé, interrogea les gardes, et donna l`ordre de les mener au supplice. Ensuite il descendit de la Judée à Césarée, pour y séjourner.

Senast uppdaterad: 2012-05-05
Användningsfrekvens: 1
Kvalitet:

Turkiska

Ne var ki, görevliler zindana vardıklarında elçileri bulamadılar. Geri dönerek şu haberi ilettiler: ‹‹Tutukevini kilitli ve tam bir güvenlik altında, nöbetçileri de kapılarda durur bulduk. Ama kapıları açtığımızda içerde kimseyi bulamadık!››

Franska

Les huissiers, à leur arrivée, ne les trouvèrent point dans la prison. Ils s`en retournèrent, et firent leur rapport,

Senast uppdaterad: 2012-05-05
Användningsfrekvens: 1
Kvalitet:

Turkiska

Çünkü İsa, kötü ruha adamın içinden çıkmasını buyurmuştu. Kötü ruh adamı sık sık etkisi altına alıyordu. Adam zincir ve kösteklerle bağlanıp başına nöbetçi konulduğu halde bağlarını paralıyor ve cin tarafından ıssız yerlere sürülüyordu.

Franska

Car Jésus commandait à l`esprit impur de sortir de cet homme, dont il s`était emparé depuis longtemps; on le gardait lié de chaînes et les fers aux pieds, mais il rompait les liens, et il était entraîné par le démon dans les déserts.

Senast uppdaterad: 2012-05-05
Användningsfrekvens: 1
Kvalitet:

Turkiska

Bu, yolculuğa çıkan bir adamın durumuna benzer. Evinden ayrılırken kölelerine yetki ve görev verir, kapıdaki nöbetçiye de uyanık kalmasını buyurur.

Franska

Il en sera comme d`un homme qui, partant pour un voyage, laisse sa maison, remet l`autorité à ses serviteurs, indique à chacun sa tâche, et ordonne au portier de veiller.

Senast uppdaterad: 2012-05-05
Användningsfrekvens: 1
Kvalitet:

Turkiska

Petrus, İsayı başkâhinin avlusunun içine kadar uzaktan izledi. Avluda nöbetçilerle birlikte ateşin başında oturup ısınmaya başladı.

Franska

Pierre le suivit de loin jusque dans l`intérieur de la cour du souverain sacrificateur; il s`assit avec les serviteurs, et il se chauffait près du feu.

Senast uppdaterad: 2012-05-05
Användningsfrekvens: 1
Kvalitet:

Turkiska

Petrus, İsayı uzaktan, ta başkâhinin avlusuna kadar izledi. Sonucu görmek için içeri girip nöbetçilerin yanına oturdu.

Franska

Pierre le suivit de loin jusqu`à la cour du souverain sacrificateur, y entra, et s`assit avec les serviteurs, pour voir comment cela finirait.

Senast uppdaterad: 2012-05-05
Användningsfrekvens: 1
Kvalitet:

Turkiska

Kadınlar daha yoldayken nöbetçi askerlerden bazıları kente giderek olup bitenleri başkâhinlere bildirdiler.

Franska

Pendant qu`elles étaient en chemin, quelques hommes de la garde entrèrent dans la ville, et annoncèrent aux principaux sacrificateurs tout ce qui était arrivé.

Senast uppdaterad: 2012-05-05
Användningsfrekvens: 1
Kvalitet:

Turkiska

Muhafız birliği komutanı Nebuzaradan Başkâhin Serayayı, Başkâhin Yardımcısı Sefanyayı ve üç kapı nöbetçisini tutsak aldı.

Franska

Le chef des gardes prit Seraja, le souverain sacrificateur, Sophonie, le second sacrificateur, et les trois gardiens du seuil.

Senast uppdaterad: 2012-05-05
Användningsfrekvens: 1
Kvalitet:

Få en bättre översättning med
4,401,923,520 mänskliga bidrag

Användare ber nu om hjälp:



Vi använder cookies för att förbättra din upplevelse. Genom att fortsätta besöka den här webbplatsen godkänner du vår användning av cookies. Läs mer. OK