From professional translators, enterprises, web pages and freely available translation repositories.
a proposito di quello che facevano.
kuran'ı işlerine geldiği gibi bölenlere de, kendi kitablarının bir kısmına inanıp bir kısmını kabul etmeyen yahudi ve hıristiyanlara da nitekim kitap indirmiştik; rabbine and olsun ki hepsini, yaptıklarından sorumlu tutacağız.
Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:
testimoni di quel che facevano ai credenti.
hani onlar ateşin başında oturur, müminlere yaptıklarını acımasızca seyrederlerdi.
Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:
quant'era esecrabile quello che facevano!
andolsun yaptıkları ne kötüdür!
Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:
allah era ben a conoscenza di quel che facevano.
allah ise onların ne yapacaklarını biliyordu.
Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:
presto allah li renderà edotti su quello che facevano.
[2,62] [km, İşaya 19,2]
Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:
insegnava nelle loro sinagoghe e tutti ne facevano grandi lodi
oranın havralarında öğretiyor, herkes tarafından övülüyordu.
Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:
prendendo ciò che il signore darà loro, poiché in passato facevano il bene,
alırlar rablerinin, kendilerine verdiklerini; şüphe yok ki onlar, bundan önce, iyilik ederlerdi.
Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:
risposero: “no, ma trovammo i nostri avi che facevano così!”.
"hayır ama, babalarımızı da bu şekilde ibadet ederken bulduk" demişlerdi.
Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:
Warning: Contains invisible HTML formatting
facevano questo sette figli di un certo sceva, un sommo sacerdote giudeo
bunu yapanlar arasında skeva adlı bir yahudi başkâhinin yedi oğlu da vardı.
Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:
lo nascosero, come fosse merce. allah era ben a conoscenza di quel che facevano.
onu ticaret için sakladılar, halbuki allah, onların ne yaptıklarını biliyordu.
Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:
i loro cuori, invece, si indurirono e satana abbellì ai loro occhi quello che facevano.
ama onların kalpleri katılaştı ve şeytan onlara yapmakta olduklarını çekici (süslü) gösterdi.
Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:
gli uomini che facevano il cammino con lui si erano fermati ammutoliti, sentendo la voce ma non vedendo nessuno
saulla birlikte yolculuk eden adamların dilleri tutuldu, oldukları yerde kalakaldılar. sesi duydularsa da, kimseyi göremediler.
Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:
guai quando tutti gli uomini diranno bene di voi. allo stesso modo infatti facevano i loro padri con i falsi profeti
bütün insanlar sizin için iyi sözler söyledikleri zaman, vay halinize! Çünkü onların ataları da sahte peygamberlere böyle davrandılar.››
Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:
suscitammo tra loro odio e inimicizia fino al giorno della resurrezione. presto allah li renderà edotti su quello che facevano.
allah, onların neler yaptığını bildirecek.
Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:
nella città, c'era una banda di nove persone che spargevano corruzione sulla terra e non facevano alcun bene.
kentte dokuzlu bir çete vardı; bölgede bozgunculuk çıkarıyorlar ve asla iyi bir şey yapmıyorlardı.
Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:
giunti all'aia di chidon, uzza stese la mano per trattenere l'arca, perché i buoi la facevano barcollare
kidonun harman yerine vardıklarında öküzler tökezledi. bu nedenle uzza elini uzatıp sandığı tuttu.
Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:
quando commettono qualcosa di turpe, dicono: “così facevano i nostri avi, è allah che ce lo ha ordinato”.
bir iğrençlik yaptıklarında şöyle derler: "atalarımızı bu hal üzere bulmuştuk. yani allah emretti bize bunu."
Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:
Warning: Contains invisible HTML formatting
e maaseia, semaia, eleàzaro, uzzi, giovanni, malchia, elam, ezer. i cantori facevano sentire la voce e izrachia ne era il direttore
ayrıca maaseya, Şemaya, elazar, uzzi, yehohanan, malkiya, elam, ezer. ezgiciler yizrahyanın öncülüğünde yüksek sesle ezgiler söylediler.
Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:
i sacerdoti sebania, giòsafat, netaneèl, amasài, zaccaria, benaià, eliezer suonavano le trombe davanti all'arca di dio; obed-edom e iechièl facevano da portieri presso l'arca
Şevanya, yoşafat, netanel, amasay, zekeriya, benaya, eliezer adındaki kâhinler tanrının antlaşma sandığı önünde borazan çalıyordu. ovet-edom ile yehiya da antlaşma sandığının bulunduğu yerin kapı nöbetçileriydi.
Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality: