From professional translators, enterprises, web pages and freely available translation repositories.
bolluk:% 1%
abbondanza: %1%
Last Update: 2011-10-23
Usage Frequency: 1
Quality:
mısırda yedi bolluk yılı sona erdi.
poi finirono i sette anni di abbondanza nel paese d'egitt
Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:
kalıcı değerler ve bolluk bendedir.
presso di me c'è ricchezza e onore, sicuro benessere ed equità
Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:
rabbe güvenense bolluk içinde yaşar.
l'uomo avido suscita litigi, ma chi confida nel signore avrà successo
Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:
ben sizi hayır (bolluk) içinde görüyorum.
non truffate sul peso e sulla misura.
Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:
darlık veren de bolluk veren de allah'tır.
È allah che stringe [la mano e la] apre.
Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:
kim allah yolunda göç ederse yeryüzünde barınacak çok yer ve bolluk bulur.
chi emigra per la causa di allah troverà sulla terra molti rifugi ampi e spaziosi.
Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:
allah yolunda göç eden kimse, yeryüzünde gidecek çok yer ve bolluk bulur.
chi emigra per la causa di allah troverà sulla terra molti rifugi ampi e spaziosi.
Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:
yeryüzünde zevk ve bolluk içinde yaşadınız. boğazlanacağınız gün için kendinizi besiye çektiniz.
avete gozzovigliato sulla terra e vi siete saziati di piaceri, vi siete ingrassati per il giorno della strage
Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:
hem ölçü ve tartıyı eksik tutmayın!ben sizin bolluk içinde olduğunuzu görüyorum.
non truffate sul peso e sulla misura.
Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:
doğrusu ben sizi bolluk içinde görüyorum ve hakkınızda kuşatıcı bir günün azabından korkuyorum."
vi vedo in agiatezza, ma temo per voi il castigo di un giorno che avvolgerà.
Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:
Warning: Contains invisible HTML formatting
nihayet, refah ve bolluk içinde olanlarını sıkıntıya uğrattığımızda, bakarsın ki onlar feryadı basarlar.
quando poi colpiamo col nostro castigo i più agiati tra di loro, lanciano grida d'angoscia:
Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:
‹‹zengin bir adam vardı. mor, ince keten giysiler giyer, bolluk içinde her gün eğlenirdi.
c'era un uomo ricco, che vestiva di porpora e di bisso e tutti i giorni banchettava lautamente
Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:
allah yolunda hicret eden kimse yeryüzünde gidecek bir çok güzel yer ve bolluk (imkan) bulur.
chi emigra per la causa di allah troverà sulla terra molti rifugi ampi e spaziosi.
Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:
Ülkelerinde onlara sağladığın bolluk içinde, önlerine serdiğin geniş, verimli topraklarda sana kulluk etmediler, kötülüklerinden dönmediler.
essi mentre godevano del loro regno, del grande benessere che tu largivi loro e del paese vasto e fertile che tu avevi messo a loro disposizione, non ti hanno servito e non hanno abbandonato le loro azioni malvagie
Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:
Çünkü kimde varsa, ona daha çok verilecek ve o bolluk içinde olacak. ama kimde yoksa, kendisinde olan da elinden alınacak.
perché a chiunque ha sarà dato e sarà nell'abbondanza; ma a chi non ha sarà tolto anche quello che ha
Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:
en nihayet, refah ve bolluk içinde olanlarını sıkıntıya (veya azaba) uğrattığımızda, bakarsın ki onlar feryadı basarlar.
quando poi colpiamo col nostro castigo i più agiati tra di loro, lanciano grida d'angoscia:
Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:
söyleyin, ne görmeye gittiniz? pahalı giysiler giymiş bir adam mı? oysa şahane giysiler giyip bolluk içinde yaşayanlar kral saraylarında bulunur.
e allora, che cosa siete andati a vedere? un uomo avvolto in morbide vesti? coloro che portano vesti sontuose e vivono nella lussuria stanno nei palazzi dei re
Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:
böyleleri söz verdiklerinde ahitlerine vefalıdırlar; bolluk ve bereket zamanı kadar, zorluk, sıkıntı ve şiddet zamanında da sabırlıdırlar. İşte bunlardır özüyle sözü bir olanlar.
coloro che mantengono fede agli impegni presi, coloro che sono pazienti nelle avversità e nelle ristrettezze, e nella guerra, ecco coloro che sono veritieri, ecco i timorati.
Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:
kendilerine dokunan bir darlıktan sonra insanlara bir rahmet (sağlık ve bolluk zevkini) taddırdığımız zaman bakarsın ki, yine onların, ayetlerimiz hakkında bir tuzakları vardır.
quando usiamo misericordia agli uomini dopo che li ha colpiti una disgrazia, essi tramano contro i nostri segni.
Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality: