Demander à Google

Vous avez cherché: peaceable (Anglais - Turc)

Contributions humaines

Réalisées par des traducteurs professionnels, des entreprises, des pages web ou traductions disponibles gratuitement.

Ajouter une traduction

Anglais

Turc

Infos

Anglais

It is a good and peaceable place.

Turc

Bir yıl sonra da öykünün devamı geldi.

Dernière mise à jour : 2016-03-03
Fréquence d'utilisation : 1
Qualité :

Anglais

And the peaceable habitations are cut down because of the fierce anger of the LORD.

Turc

Güvenlikte oldukları ağıllar yok oldu.

Dernière mise à jour : 2012-05-06
Fréquence d'utilisation : 1
Qualité :

Anglais

And my people shall dwell in a peaceable habitation, and in sure dwellings, and in quiet resting places;

Turc

Güvenli ve rahat yerlerde yaşayacak.

Dernière mise à jour : 2012-05-06
Fréquence d'utilisation : 1
Qualité :

Anglais

And they found fat pasture and good, and the land was wide, and quiet, and peaceable; for they of Ham had dwelt there of old.

Turc

Orada çok zengin otlaklar buldular. Ülke geniş, rahat ve huzur doluydu. Eskiden orada Hamın soyundan gelenler yaşardı.

Dernière mise à jour : 2012-05-06
Fréquence d'utilisation : 1
Qualité :

Anglais

Now no chastening for the present seemeth to be joyous, but grievous: nevertheless afterward it yieldeth the peaceable fruit of righteousness unto them which are exercised thereby.

Turc

Terbiye edilmek başlangıçta hiç tatlı gelmez, acı gelir. Ne var ki, böyle eğitilenler için bu sonradan esenlik veren doğruluğu üretir.

Dernière mise à jour : 2012-05-06
Fréquence d'utilisation : 1
Qualité :

Anglais

I am one of them that are peaceable and faithful in Israel: thou seekest to destroy a city and a mother in Israel: why wilt thou swallow up the inheritance of the LORD?

Turc

Biz İsrailin esenliğini isteyen güvenilir kişileriz. Sense İsraile ana gibi kucak açan kentlerden birini yıkmaya çalışıyorsun. Neden RABbin halkını yok etmek istiyorsun?››

Dernière mise à jour : 2012-05-06
Fréquence d'utilisation : 1
Qualité :

Anglais

But the wisdom that is from above is first pure, then peaceable, gentle, and easy to be intreated, full of mercy and good fruits, without partiality, and without hypocrisy.

Turc

Ama gökten inen bilgelik her şeyden önce paktır, sonra barışçıldır, yumuşaktır, uysaldır. Merhamet ve iyi meyvelerle doludur. Kayırıcılığı, ikiyüzlülüğü yoktur.

Dernière mise à jour : 2012-05-06
Fréquence d'utilisation : 1
Qualité :

Anglais

He is God; there is no god but He. He is the King, the All-holy, the All-peaceable, the All-faithful, the All-preserver, the All-mighty, the All-compeller, the All-sublime.

Turc

O, kendisinden başka tanrı olmayan, hükümran, çok kutsal; esenlik veren, güvenlik veren, görüp gözeten, güçlü, buyruğunu herşeye geçiren, ulu olan, Allah'tır.

Dernière mise à jour : 2014-07-03
Fréquence d'utilisation : 1
Qualité :

Anglais

He is God; there is no god but He. He is the King, the All-holy, the All-peaceable, the All-faithful, the All-preserver, the All-mighty, the All-compeller, the All-sublime. Glory be to God, above that they associate!

Turc

O, bir Allah'tır ki yoktur ondan başka tapacak; her şeye sahiptir, ayıplardan ve noksanlardan arıdır, kullarını esenliğe erdirir ve kendi esendir, kullarına zulmetmez ve onları emniyete ulaştırır, her şeyi görüp gözetir, üstündür, saltanatında mutlaktır ve iradesini geçirir de sınıkları onarır ve eksikleri tamamlar, ululuk ıssıdır ve ulu sıfatlara layıktır; münezzehtir, yücedir Allah, şirk koşanların şirk koştukları şeylerden.

Dernière mise à jour : 2014-07-03
Fréquence d'utilisation : 1
Qualité :

Anglais

He is the King, the All-holy, the All-peaceable, the All-faithful, the All-preserver, the All-mighty, the All-compeller, the All-sublime.

Turc

Egemendir, Kutsaldır, Barıştır, Güvenilendir, Koruyandır, Üstündür, Güçlüdür, Uludur.

Dernière mise à jour : 2014-07-03
Fréquence d'utilisation : 1
Qualité :

Anglais

He is the King, the All-holy, the All-peaceable, the All-faithful, the All-preserver, the All-mighty, the All-compeller, the All-sublime.

Turc

Melik, Kuddûs, Selâm, Mümin, Müheymin, Azîz, Cebbâr, Mütekebbir.

Dernière mise à jour : 2014-07-03
Fréquence d'utilisation : 1
Qualité :

Anglais

He is the King, the All-holy, the All-peaceable, the All-faithful, the All-preserver, the All-mighty, the All-compeller, the All-sublime.

Turc

Meliktir; Kuddûstur; Selam'ır; Mü'mindir; Müheymindir; Azizdir; Cebbardır; Mütekebbirdir.

Dernière mise à jour : 2014-07-03
Fréquence d'utilisation : 1
Qualité :

Anglais

He is the King, the All-holy, the All-peaceable, the All-faithful, the All-preserver, the All-mighty, the All-compeller, the All-sublime.

Turc

O melik’tir, kuddûs’tür, sel^åm’dır, Mü’min’dir, müheymin’dir, aziz’dir, cebbar’dır, mütekebbir’dir. Allah, müşriklerin iddialarından münezzeh ve yücedir.

Dernière mise à jour : 2014-07-03
Fréquence d'utilisation : 1
Qualité :

Anglais

He is the King, the All-holy, the All-peaceable, the All-faithful, the All-preserver, the All-mighty, the All-compeller, the All-sublime.

Turc

O, mâlik ve sahiptir, münezzehtir, selâmet verendir, emniyete kavuşturandır, gözetip koruyandır, üstündür, istediğini zorla yaptıran, büyüklükte eşi olmayandır.

Dernière mise à jour : 2014-07-03
Fréquence d'utilisation : 1
Qualité :

Anglais

He is the King, the All-holy, the All-peaceable, the All-faithful, the All-preserver, the All-mighty, the All-compeller, the All-sublime.

Turc

O, mülkün sahibidir, eksiklikten münezzehtir, selamet verendir, emniyete kavuşturandır, gözetip koruyandır, üstündür, istediğini zorla yaptıran, büyüklükte eşi olmayandır.

Dernière mise à jour : 2014-07-03
Fréquence d'utilisation : 1
Qualité :

Anglais

He is the King, the All-holy, the All-peaceable, the All-faithful, the All-preserver, the All-mighty, the All-compeller, the All-sublime.

Turc

Padişahtır, mukaddestir, selam (esenlik veren) mü'min (güvenlik veren), müheymin (kollayıp koruyan), aziz (üstün, galib), cebbar (istediğini zorla yaptıran), mütekebbir(çok ulu)dur!

Dernière mise à jour : 2014-07-03
Fréquence d'utilisation : 1
Qualité :

Anglais

These men are peaceable with us; therefore let them dwell in the land, and trade therein; for the land, behold, it is large enough for them; let us take their daughters to us for wives, and let us give them our daughters.

Turc

‹‹Bu adamlar bize dostluk gösteriyor›› dediler, ‹‹Ülkemizde yaşasınlar, ticaret yapsınlar. Topraklarımız geniş, onlara da yeter, bize de. Birbirimize kız verip kız alabiliriz.

Dernière mise à jour : 2012-05-06
Fréquence d'utilisation : 1
Qualité :

Obtenez une traduction de meilleure qualité grâce aux
4,401,923,520 contributions humaines

Les utilisateurs demandent maintenant de l'aide :



Nous utilisons des cookies pour améliorer votre expérience utilisateur sur notre site. En poursuivant votre navigation, vous déclarez accepter leur utilisation. En savoir plus. OK