Van professionele vertalers, bedrijven, webpagina's en gratis beschikbare vertaalbronnen.
the two countries are considered strategically important for their geographic location on the black sea and as a bulwark in the fight against terrorism.
İki ülke karadeniz'in kıyısında yer alıyorlar ve bu konumlarından ötürü stratejik öneme sahipler; ayrıca terörizme karşı da sürekli mücadele veriyorlar.
both analysts agreed russia is a bulwark because many russian companies are based in cyprus due to a low corporate tax rate and a treaty on double taxation.
her iki analist de, düşük kurumlar vergisi ve çifte vergilendirme anlaşması nedeniyle kıbrıs'ta çok sayıda rus firmasının olması nedeniyle, rusya'nın bir kale görevi gördüğü konusunda birleşiyor.
after participating with the united nations forces in the korean war, turkey joined nato in 1952, becoming a bulwark against soviet expansion into the mediterranean.
kore savaşı'na birleşmiş milletler kuvvetleri ile birlikte katılan türkiye, 1952 yılında nato'ya katıldı ve sovyet yayılmacılığına karşı akdeniz'deki bir siper durumuna geldi.
he said, ‘what my lord has furnished me is better. yet help me with some strength, and i will make a bulwark between you and them.
rabbimin bana verdiği devlet ve servet, daha hayırlıdır bana dedi, siz bana emeğinizle yardım edin de aranıza bir sed yapayım.
middle east countries, in turn, could consider a growing role for a new sunni bulwark in the region, potentially against shiite iran," he says.
buna karşılık, orta doğu ülkeleri de, potansiyel olarak Şi'i İran'a karşı, bölgede yeni bir sünni siperi için büyüyen bir rolü düşünebilirler." diyor.