Results for credevano translation from Italian to Turkish

Human contributions

From professional translators, enterprises, web pages and freely available translation repositories.

Add a translation

Italian

Turkish

Info

Italian

neppure i suoi fratelli infatti credevano in lui

Turkish

kardeşleri bile ona iman etmiyorlardı.

Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:

Italian

stupiti e spaventati credevano di vedere un fantasma

Turkish

Ürktüler, bir hayalet gördüklerini sanarak korkuya kapıldılar.

Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:

Italian

e davvero credevano che non sarebbero stati ricondotti a noi!

Turkish

gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar.

Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:

Italian

perché molti giudei se ne andavano a causa di lui e credevano in gesù

Turkish

Çünkü onun yüzünden birçok yahudi gidip İsaya iman ediyordu.

Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:

Italian

intanto andava aumentando il numero degli uomini e delle donne che credevano nel signor

Turkish

buna karşın, rabbe inanıp topluluğa katılan erkek ve kadınların sayısı giderek arttı.

Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:

Italian

coloro il cui sforzo in questa vita li ha sviati, mentre credevano di fare il bene?”.

Turkish

"onlar, iyi iş yaptıklarını zannettikleri halde dünyadaki çabaları boşa çıkanlardır."

Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:

Warning: Contains invisible HTML formatting

Italian

voi non pensavate che sarebbero usciti, e loro credevano che le loro fortezze li avrebbero difesi contro allah.

Turkish

onlar da kalelerinin, kendilerine allah tarafından takdir edilen azabı önleyeceğini sanırlardı.ama allah hiç ummadıkları yerden onları bastırdı ve kalplerine korku saldı.

Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:

Italian

e io dissi: signore, essi sanno che facevo imprigionare e percuotere nella sinagoga quelli che credevano in te

Turkish

‹‹ ‹ya rab› dedim, ‹benim havradan havraya giderek sana inananları tutuklayıp dövdüğümü biliyorlar.

Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:

Italian

che ponevano ostacoli sul sentiero di allah e cercavano di renderlo tortuoso e non credevano all'altra vita”.

Turkish

"ki onlar allah'ın yolundan alıkoyanlar, onda çarpıklık arayanlar ve ahireti tanımayanlardır."

Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:

Warning: Contains invisible HTML formatting

Italian

non credevano i re della terra e tutti gli abitanti del mondo che l'avversario e il nemico sarebbero penetrati entro le porte di gerusalemme

Turkish

yeruşalim kapılarından hasımların, düşmanların gireceğine inanmazdı.

Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:

Italian

se [i credenti] si fossero fatti riconoscere, certamente avremmo colpito con doloroso castigo coloro che non credevano.

Turkish

birbirleriyle karışmış halde olmasalardı onlardan inkar edenleri acı bir azapla cezalandırırdık.

Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:

Italian

fu superbo sulla terra, senza ragione, e le sue armate insieme con lui. e davvero credevano che non sarebbero stati ricondotti a noi!

Turkish

böylece o ve orduları, haksız yere ülkede büyüklük tasladılar ve huzurumuza dönüp hesap vermeyeceklerini zannettiler. [85,13-14]

Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:

Italian

abbiamo salvato lui e coloro che erano con lui, per nostra misericordia, e cancellato anche le tracce,di coloro che smentivano i nostri segni e non credevano.

Turkish

biz de onu ve beraberinde olanları, tarafımızdan bir lütuf olarak kurtardık ve âyetlerimizi yalan sayıp iman etmeyenlerin ise kökünü kestik. [69,6-8]

Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:

Italian

coloro che non credevano dissero ai loro profeti: “vi cacceremo senza fallo dalla nostra terra, a meno che non ritorniate alla nostra religione”.

Turkish

kafir olanlar peygamberlerine dediler ki: "elbette sizi ya yurdumuzdan çıkaracağız, ya da mutlaka dinimize döneceksiniz!"

Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:

Warning: Contains invisible HTML formatting

Italian

egli è colui che ha fatto uscire dalle loro dimore, in occasione del primo esodo, quelli fra la gente della scrittura che erano miscredenti. voi non pensavate che sarebbero usciti, e loro credevano che le loro fortezze li avrebbero difesi contro allah.

Turkish

Öyle bir mabuttur ki kitap ehlinden kafir olanları, ilk defa toplanmaları için ülkelerinden çıkardı; siz, onların çıkacaklarını hiç sanmazdınız, onlar da şüphesiz ki kaleleri, kendilerini allah'tan korur sanırlardı.

Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:

Italian

e quando ti difesi dai figli d'israele allorché giungesti con le prove. quelli di loro che non credevano, dissero: "questa è evidente magia"”.

Turkish

hani İsrailoğullarını (seni öldürmekten) engellemiştim; kendilerine apaçık deliller (mucizeler) getirdiğin zaman içlerinden inkar edenler, "bu, apaçık bir sihirden başka bir şey değildir" demişlerdi.

Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:

Warning: Contains invisible HTML formatting

Get a better translation with
10,198,948,880 human contributions

Users are now asking for help:



We use cookies to enhance your experience. By continuing to visit this site you agree to our use of cookies. Learn more. OK