From professional translators, enterprises, web pages and freely available translation repositories.
başkâhinler ona karşı birçok suçlamada bulundular.
i sommi sacerdoti frattanto gli muovevano molte accuse
Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:
İki erdemli kulumuzun nikahı altında bulunuyorlardı; ancak onlara ihanette bulundular.
entrambe sottostavano a due dei nostri servi, uomini giusti.
Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:
onlardan daha güçlü idiler, toprağı işlediler ve onlardan daha fazla üretimde bulundular.
erano più forti di loro e avevano coltivato e popolato la terra più di quanto essi non l'abbiano fatto.
Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:
onlar iki denizin birleştiği yere vardıklarında balıklarını unutmuş bulundular. balık sıyrılıp denizde bir yol tutmuştu bile.
quando poi giunsero alla confluenza, dimenticarono il loro pesce che, miracolosamente, riprese la sua via nel mare.
Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:
bu sırada gemiciler gemiden kaçma girişiminde bulundular. baş taraftan demir atacaklarmış gibi yapıp filikayı denize indirdiler.
ma poiché i marinai cercavano di fuggire dalla nave e gia stavano calando la scialuppa in mare, col pretesto di gettare le ancore da prora, paolo disse al centurione e ai soldati
Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:
onların yaratıldıkları sırada hazır mı bulundular?onların bu iddiaları yazılacak ve bundan ötürü onlar sorguya çekileceklerdir.
sono forse stati testimoni della loro creazione? la loro affermazione sarà scritta e saranno interrogati in proposito.
Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:
İkiyüzlüler ve kalblerinde hastalık olanlar: "allah ve peygamberi bize sadece kuru vaadlerde bulundular" diyorlardı.
e [ricorda] quando gli ipocriti e coloro che hanno una malattia nel cuore dicevano: “allah e il suo messaggero ci hanno fatto promesse per ingannarci!”
Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:
Warning: Contains invisible HTML formatting
gerçek bu iken, bazıları kalkıp: “rahman evlat edindi!” iddiasında bulundular. o, bundan münezzehtir.
dicono: “il compassionevole si è preso un figlio”.
Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:
bu arada sur ve sayda halklarına ateş püskürüyordu. bunlar birleşip kendisiyle görüşmeye geldiler. Önce kralın başdanışmanı vlastusu kendi taraflarına çekerek barış isteğinde bulundular. Çünkü kendi ülkelerinin gereksindiği yiyecekler kralın ülkesinden sağlanıyordu.
egli era infuriato contro i cittadini di tiro e sidone. questi però si presentarono a lui di comune accordo e, dopo aver tratto alla loro causa blasto, ciambellano del re, chiedevano pace, perché il loro paese riceveva i viveri dal paese del re
Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:
kralın önderleri de halka, kâhinlere ve levililere gönülden bağışta bulundular. tanrı tapınağının yöneticileri olan hilkiya, zekeriya, yehiel de fısıh kurbanı olarak kâhinlere iki bin altı yüz kuzuyla oğlak, üç yüz sığır verdiler.
i suoi ufficiali fecero offerte spontanee per il popolo, per i sacerdoti e per i leviti. chelkia, zaccaria, iechièl, preposti al tempio, diedero ai sacerdoti, per i sacrifici pasquali, duemilaseicento agnelli e capretti, oltre trecento buoi
Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:
allah'tan bir ipe ve insanlardan bir ipe tutunmaları dışında, nerede bulunsalar üzerlerine zillet damgası vurulur. allah'ın hışmına uğramışlardır.
saranno avviliti ovunque si trovino, grazie ad una corda di allah o ad una corda d'uomini.
Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality: