De traductores profesionales, empresas, páginas web y repositorios de traducción de libre uso.
allah scientemente lo allontana, suggella il suo udito e il suo cuore e stende un velo sui suoi occhi.
allah onu bir ilim üzerine saptırmış, kulağı ve kalbi üzerine mühür basmış, gözünün üstüne de bir perde çekmiştir.
ecco coloro cui allah ha sigillato i cuori, l'udito e la vista. ecco gli incoscienti.
bunlar o kimselerdir ki allah onların kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlemiştir.İşte hakkı göremeyen gafiller onlardır.
allah vi fa uscire dai ventri delle vostre madri sprovvisti di ogni scienza e vi dà udito, occhi e intelletto.
allah sizi analarınızın karınlarından öyle bir halde çıkardı ki hiçbir şey bilmiyordunuz.Öyle iken size kulaklar, gözler, kalpler verdi ki şükredesiniz.
ora io dico: non hanno forse udito? tutt'altro: e fino ai confini del mondo le loro parole
ama soruyorum: onlar duymadılar mı? elbet duydular. ‹‹sesleri bütün yeryüzüne, sözleri dünyanın dört bucağına ulaştı.››