Da traduttori professionisti, imprese, pagine web e archivi di traduzione disponibili gratuitamente al pubblico.
da versammelten sich die hohenpriester und schriftgelehrten und die Ältesten im volk in den palast des hohenpriesters, der da hieß kaiphas,
bu sırada başkâhinlerle halkın ileri gelenleri, kayafa adındaki başkâhinin sarayında toplandılar.
simon petrus aber folgte jesu nach und ein anderer jünger. dieser jünger war den hohenpriestern bekannt und ging mit jesu hinein in des hohenpriesters palast.
simun petrusla başka bir öğrenci İsanın ardından gidiyorlardı. o öğrenci başkâhinin tanıdığı olduğu için İsayla birlikte başkâhinin avlusuna girdi.
dazu von den kindern, die von dir kommen, die du zeugen wirst, werden sie nehmen, daß sie kämmerer seien im palast des königs zu babel.
soyundan gelen bazı çocuklar alınıp götürülecek, babil kralının sarayında hadım edilecek.› ››
nach diesen geschichten begab sich's, daß naboth, ein jesreeliter, einen weinberg hatte zu jesreel, bei dem palast ahabs, des königs zu samaria.
yizreelde samiriye kralı ahavın sarayının yanında yizreelli navotun bir bağı vardı. bir gün ahav, navota şunu önerdi: ‹‹bağını bana ver. sarayıma yakın olduğu için orayı sebze bahçesi olarak kullanmak istiyorum. karşılığında ben de sana daha iyi bir bağ vereyim, ya da istersen değerini gümüş olarak ödeyeyim.››
auch entsinnt euch, als er euch zu nachfolgern von 'aad einsetzte und euch im lande wohnen ließ. ihr habt auf ihren auen paläste gebaut und in die felsengebirge häuser gemeißelt.
bir de düşünün ki allah sizi Âd halkına halef yaptı ve dünya üzerinde size imkânlar bahşetti.arzın düzlüklerinde saraylar kurup, dağlarını yontarak evler yapıyorsunuz.