Results for sanarak translation from Turkish to Czech

Human contributions

From professional translators, enterprises, web pages and freely available translation repositories.

Add a translation

Turkish

Czech

Info

Turkish

bazılarınız yanınıza gelmeyeceğimi sanarak küstahlaşıyor.

Czech

rovně jako bych neměl k vám přijíti, tak se naduli někteří.

Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:

Turkish

Ürktüler, bir hayalet gördüklerini sanarak korkuya kapıldılar.

Czech

oni pak zhrozivše se a přestrašeni byvše, domnívali se, že by ducha viděli.

Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:

Turkish

sarayın salonunu görünce, su havuzu sanarak bacaklarını sıvadı.

Czech

a když jej spatřila, domnívala se, že je to plocha vodní, a vykasala si oděv až k lýtkům svým.

Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:

Turkish

ve kendilerini, yoksulları men etmeye güçleri yeter sanarak erkenden gittiler.

Czech

a tak za jitra vyrazili, aby rozhodnutí své vyplnili,

Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:

Turkish

davud, kendisini sınadığımızı sanarak bağışlanma diledi, eğildi ve tevbe etti.

Czech

a dovtípil se david, že jsme jej pouze zkoušeli, a poprosil pána svého o slitování a pak padl klaně se a čině pokání.

Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:

Turkish

kafir olanların ve halkı, allah yolundan çıkaranların, hayır sanarak yaptıklarını boşa çıkarmaktadır.

Czech

těch, kdož neuvěřili a odvracejí druhé od stezky boží, bůh skutky znemožní:

Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:

Turkish

meryem oğlu İsâ bir misal olarak anlatılınca, senin kavmin hemen ondan bir delil bulduklarını sanarak bağrışmaya başladılar.

Czech

a když je syn mariin jako příklad uváděn, hle, tvoji soukmenovci se o něm hlasitě hádají

Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:

Turkish

hanna içinden yakarıyor, yalnız dudakları kımıldıyor, sesi duyulmuyordu. bu yüzden eli, hannayı sarhoş sanarak,

Czech

ale anna mluvila v srdci svém; toliko rtové její se hýbali, hlasu pak jejího nebylo slyšeti. i domníval se elí, že by opilá byla.

Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:

Turkish

güneyden hafif bir rüzgar esmeye başlayınca, bekledikleri anın geldiğini sanarak demir aldılar; girit kıyısını yakından izleyerek ilerlemeye başladılar.

Czech

a když počal vítr víti od poledne, majíce za to, že se budou umíněnou cestou držeti, i nahodilo se jim, že jeli blízko kréty.

Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:

Turkish

ne var ki, antakya ve konyadan gelen bazı yahudiler, halkı kendi taraflarına çekerek pavlusu taşladılar; onu ölmüş sanarak kentin dışına sürüklediler.

Czech

a vtom přišli od antiochie a ikonie nějací Židé, kteřížto navedše zástupy, a ukamenovavše pavla, vytáhli jej před město, domnívajíce se, že umřel.

Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:

Turkish

İnanıp erdemli davrananlar bunun dışındadır, onlar ise sayıca ne kadar azdır!" davud, kendisini sınadığımızı sanarak bağışlanma diledi, eğildi ve tevbe etti.

Czech

a v pravdě mnoho společníků činí si navzájem příkoří, vyjma těch, kdož uvěřili a konali dobré skutky, však jak malý jest (počet) těchto!“ dovtípil se pak david, že zkoušeli jsme jej pouze tímto; i prosil za odpuštění pána svého, a padl na kolena svá a kál se.

Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:

Warning: Contains invisible HTML formatting

Turkish

bayramdan sonra eve dönerlerken küçük İsa yeruşalimde kaldı. bunu farketmeyen annesiyle babası, çocuğun yol arkadaşlarıyla birlikte olduğunu sanarak bir günlük yol gittiler. sonra onu akrabalar ve dostlar arasında aramaya başladılar.

Czech

a když vykonali dni, a již se navracovali, zůstalo dítě ježíš v jeruzalémě, a nevěděli o tom jozef a matka jeho.

Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:

Turkish

sarayın salonunu görünce, su havuzu sanarak bacaklarını sıvadı. (süleyman) dedi ki, "bu, kristalle döşenmiş bir salondur."

Czech

bylo jí řečeno: „vejdi do paláce“ — a když viděla jej, domnívala se, že jest to jezero, i vykasala oděv na nohou svých.

Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:

Warning: Contains invisible HTML formatting

Turkish

bununla beraber mûsa, hem kendisinin hem de soydaşının hasmı olan adamı tutup onları ayırmak isterken soydaşı (kendisini yakalayacağını sanarak):“ne o, mûsa!” dedi, “dün bir adam öldürdüğün yetmemiş gibi bugün de beni mi öldürmek istiyorsun?

Czech

když pak chtěl napadnout toho, jenž oběma byl nepřítelem, ten zvolal: "mojžíši, chceš mne zabít, tak jako jsi zabil včera onoho člověka?

Last Update: 2014-07-03
Usage Frequency: 1
Quality:

Warning: Contains invisible HTML formatting

Get a better translation with
10,208,085,388 human contributions

Users are now asking for help:



We use cookies to enhance your experience. By continuing to visit this site you agree to our use of cookies. Learn more. OK