Results for beytlehem translation from Turkish to Spanish

Human contributions

From professional translators, enterprises, web pages and freely available translation repositories.

Add a translation

Turkish

Spanish

Info

Turkish

beytlehem, etam, tekoa,

Spanish

reedificó belén, etam, tecoa

Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:

Turkish

rahel öldü ve efrat -beytlehem- yolunda gömüldü.

Spanish

así murió raquel y fue sepultada en el camino de efrata, es decir, belén

Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:

Turkish

kattat, nahalal, Şimron, yidala ve beytlehem; köyleriyle birlikte on iki kentti.

Spanish

y también catat, nahalal, simrón, idala y belén; doce ciudades con sus aldeas

Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:

Turkish

‹‹yahudiyenin beytlehem kentinde›› dediler. ‹‹Çünkü peygamber aracılığıyla şöyle yazılmıştır:

Spanish

ellos le dijeron: --en belén de judea, porque así está escrito por el profeta

Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:

Turkish

adam yerleşecek başka bir yer bulmak üzere yahudanın beytlehem kentinden ayrıldı. efrayimin dağlık bölgesinden geçerken mikanın evine geldi.

Spanish

este hombre había partido de la ciudad de belén de judá para ir a residir donde encontrase lugar. y en su caminar por la región montañosa de efraín, llegó a la casa de micaías

Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:

Turkish

İsrailin kralsız olduğu o dönemde efrayimin dağlık bölgesinin ücra yerinde yaşayan bir levili vardı. adam yahudanın beytlehem kentinden kendisine bir cariye almıştı.

Spanish

en aquellos días, cuando no había rey en israel, había un hombre de leví que habitaba como forastero en la parte más remota de la región montañosa de efraín. Éste había tomado para sí como concubina a una mujer de belén de judá

Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:

Turkish

davut yahudanın beytlehem kentinden efratlı İşay adında bir adamın oğluydu. İşayın sekiz oğlu vardı. saulun krallığı döneminde İşayın yaşı oldukça ilerlemişti.

Spanish

ahora bien, david era hijo de un hombre efrateo de belén de judá, que se llamaba isaí y que tenía ocho hijos. en los días de saúl este hombre era anciano, de edad muy avanzada

Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:

Turkish

hakimlerin egemenlik sürdüğü günlerde İsrailde kıtlık başladı. yahudanın beytlehem kentinden bir adam, karısı ve iki oğluyla birlikte geçici bir süre kalmak üzere moav topraklarına doğru yola çıktı.

Spanish

aconteció en los días en que gobernaban los jueces, que hubo hambre en el país. entonces un hombre de belén de judá fue a vivir en los campos de moab, con su mujer y sus dos hijos

Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:

Turkish

samuel rabbin sözüne uyarak beytlehem kentine gitti. kentin ileri gelenleri onu titreyerek karşıladılar ve, ‹‹barış için mi geldin?›› diye sordular.

Spanish

samuel hizo lo que dijo jehovah. cuando llegó a belén, los ancianos de la ciudad salieron a recibirle temblando y preguntaron: --¿es pacífica tu venida

Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:

Turkish

İşte naomi, moavlı gelini rut'la birlikte moav topraklarından böyle döndü. beytlehem'e gelişleri, arpanın biçilmeye başlandığı zamana rastlamıştı.

Spanish

así volvió noemí con su nuera, rut la moabita. volvieron de los campos de moab y llegaron a belén al comienzo de la siega de la cebada

Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:

Turkish

mika, ‹‹nereden geliyorsun?›› diye sorunca adam, ‹‹yahudanın beytlehem kentinden geliyorum, leviliyim, yerleşecek yer arıyorum›› dedi.

Spanish

y micaías le preguntó: --¿de dónde vienes? Él le respondió: --soy un levita de belén de judá, y voy a residir donde encuentre lugar

Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:

Turkish

yoav'la adamları asahel'i götürüp beytlehem'de babasının mezarına gömdüler. sonra bütün gece yürüyerek gün doğumunda hevron'a vardılar.

Spanish

luego se llevaron a asael y lo sepultaron en la tumba de su padre, que está en belén. joab y sus hombres caminaron toda aquella noche, y les amaneció en hebrón

Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:

Turkish

penuel gedorun babasıydı. ezer huşanın babasıydı. bunlar beytlehemin kurucusu ve efratın ilk oğlu hurun torunlarıydı. ya da ‹‹kurucusu››.

Spanish

penuel fue padre de gedor, y ezer fue padre de husa. Éstos fueron los hijos de hur, primogénito de efrata, padre de belén

Last Update: 2012-05-05
Usage Frequency: 1
Quality:

Get a better translation with
9,571,110,041 human contributions

Users are now asking for help:



We use cookies to enhance your experience. By continuing to visit this site you agree to our use of cookies. Learn more. OK